Sağlık

Tırnak-Yemeyi-Bir-Türlü-Bırakamayanlar-İçin-Öneriler.jpg

Tırnak Yemeyi Bir Türlü Bırakamayanlar İçin Öneriler

Her ne kadar psikolojik olduğunu düşünsek de tırnak yemenin tek nedeni psikolojik değildir. Farkındaysanız, tırnak yeme alışkanlığı olan kişiler, bunu sadece stresli ya da sinirli oldukları anlarda yapmıyor. Arkadaş arasında koyu ve eğlenceli bir sohbet sırasında da kişiler tırnaklarını yiyebiliyor. Unutulmaması gereken şu ki, bu alışkanlıktan vazgeçmek mümkün. Ama biraz çaba harcamak gerekiyor.

Tırnak yeme alışkanlığı genel olarak ergenlik çağındaki gençlerde görülüyor. Ama daha küçük yaşlarda da görmek mümkün. Eğer siz de bu alışkanlığınızdan rahatsızsanız ve gerçekten de kurtulmak istiyorsanız, kararlı olmanız ve birkaç basit yöntemi denemeniz gerekiyor. İşte size o yöntemler için öneriler.

Kendinizi Tırnak Bakımı ile Şımartın

Tırnak yeme davranışını engellemeye yönelik önerilen acı cilalar genellikle caydırıcı etki göstermekle birlikte kişinin daha güzel görünen elleri bozmak istememesi de önemli bir etkendir. Bir profesyonel tarafında yapılan tırnak bakımı, manikür ve el bakımı uygulamaları ardından en sevdiğiniz renk ojenin sürülmesi kişiyi bu davranışı bırakma yolunda teşvik edici olabilmektedir. Hem bunun için harcanan paranın çöpe gitmemesi hem de tırnakların güzel görünümünün bozulmaması için kişi kendini engellemeye çalışacak, daha kontrolcü olacaktır.

Tırnakları kısacık kesin

Tırnaklar uzamaya başladığı andan itibaren tırnak yeme alışkanlığı kendini göstermeye başlar. Bu yüzden derin denilebilecek kısalıkta kesmek de riski azaltmak anlamında yararlı olabilmektedir.

Ojeniz biraz acı olsun

Tadı acı ama zararsız bu caydırıcı ojeler aslında en çok kullanılan yöntemlerden biri. Özellikle farkında olmadan tırnak yemeye başlayacağı zamanlarda acı tat iyi bir hatırlatıcı ve aynı zamanda da önleyici haline gelmiş olacaktır.

Neden tırnaklarınızı yediğinizi belirleyin

Yazının başında daha genel bir anlatımla tırnak yeme alışkanlığı sebeplerine yer verdik. Ancak bu alışkanlığı önleme de bu sorunları çözmek de kritik bir öneme sahiptir. Ardından da bu durumu önlemek ve başa çıkmak adına bu sebeplere çözüm bulmak gereklidir. Örneğin, tırnaklarınızı yemeye hangi durumlarda başvuruyorsunuz. Sıkıldığınız zaman mı, stresli olduğunuzda mı yoksa kendinizi birilerine karşı kanıtlamaya çalıştığınız hallerde mi?

Bu durumlardan kaçmaya çalışmak elbette mümkünse yapılması gereken. Peki ya mümkün değilse? Bu durumda kendinizi oyalayacak veya sorunu kökünden halledecek çözümler bulmalısınız. Örneğin stres ve endişeyle baş etme yollarını denemelisiniz, meditasyon yapmak, bitki çayı içmek.. Diğer yandan ellerinizi oyalayacak hobiler edinebilirsiniz. El işi, oya, kumaş boyama… Seçenekleri çoğaltmak sizin elinizde. Yeter ki aklınız ve elleriniz tırnakları yeme eğilimi göstermesin.

Aşama Aşama Gidin

Kötü alışkanlıklar söz konusu olduğu zaman aniden onları bırakma kararı verip, uygulamak herkese göre değildir, çok ciddi bir irade gerektirir. Bu durumda yavaş yavaş ilerlemek daha doğru bir karar olabilir. Süreç daha uzun sürecek olsa da kalıcı olması esas önemli olandır.

Çevrenizdekiler Sizi Uyarsın

Sadece tırnak yeme için değil hemen her kötü alışkanlıktan kurtulmak için bir diğer önemli etkendir bu aslında. Etrafınızdaki kişiler size bu konuda yardımcı olabilir. Tek yapmaları gereken farkında olarak ve olmayarak kendinizi kontrol edemediğiniz o anlarda size engel olmaları veya sadece sizi uyarmaları.

Sabredin

Tırnak yeme alışkanlığına sahip olanlar içten içe tırnaklarının görünümünden rahatsız olsalar dahi etraftan gelen söylemlere karşı bir tür koruyucu zırh edinirler kendilerine. Etraflarına bunun önemsiz olduğundan, halinden memnun olduğundan bahsederler. Belki bir el mankeni değiliz ama ellerin, tırnaklarının güzel olmasından her kadın kadar memnun oluruz. Bu yüzden sabırlı olmalı gerekiyorsa başka başka yolları denemeliyiz. Bu alışkanlığı yendiğiniz andaki gurur, tırnakların güzel görüntüsü ve aldığınız iltifatlar ile sabredilen sürelerde çekilen sıkıntıya değecektir.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükTırnak Yemeyi Bir Türlü Bırakamayanlar İçin Öneriler
Kış-Geldi-Gripten-Korunalım.jpg

Kış Geldi Gripten Korunalım

Havalar bir öyle bir böyle ve şu durumda gribe yakalanmak gerçekten çok kolay. Üstelik de etrafımızda hasta olan ve mikroplarını bize bulaştırmak için hazır halde bekleyen onlarca insan var. Peki kış aylarında gripten nasıl korunacağız. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerekiyor? İşte hem bizi gripten koruyacak hem de genel sağlığımıza yardımcı olacak besinler…

Tam hastalık havası desem eminim herkes ne kadar da klasik bir söz diyecek. Etrafımızdaki herkes hasta ve grip mikrobu bizi de yakalamak için fırsat kolluyor. Peki ne yapmalıyız da bu havalarda gripten korunmalıyız? Sizlere gripten koruyacak ve bağışıklık sisteminizi güçlendirecek besinler konusunda öneride bulunmak istiyorum. Ama öncesinde belirtmeliyim ki bu besinleri sadece kış aylarında değil, sürekli tüketin. Çünkü bu besinler sadece gripten korumakla kalmıyor aynı zamanda genel sağlık için de çok faydalı.

Kırmızı lahana:

Kırmızı lahana için tam bir sağlık deposu diyebiliriz. Başta kanser olmak üzere pek çok hastalığa karşı koruyan kırmızı lahana, beynin ve kalbin sağlıklı çalışmasına yardımcı oluyor. Özellikle kansere karşı koruyan Anthocyanin maddesinden içerisinde bolca bulunması bunda en büyük sebep elbette. Ayrıca yapılan araştırmalar, bu maddenin bolca tüketilmesi halinde C vitamininin antioksidan özelliğini ikiye katlayıcı bir etki de gösteriyor. Bu da özellikle şuan ki konumuz olan gribe karşı da onu kuvvetli bir silah haline getiriyor. Kısacası kırmızı lahana vücut direncini arttırıyor ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Salatalarınızdan eksik etmeyerek sağlığınız için önemli bir adım atabilirsiniz. Ayrıca kırmızı lahana turşusu yaparak her an elinizin altında bulunacak bir sağlık hazinesi haline de getirebilirsiniz.

Kemik Suyu:

Aslında son yıllarda Canan Karatay hocanın dile getirmesiyle daha çok dikkatimizi çeken besinlerden biri. Aslında büyüklerimiz faydalarını iyi bildiklerinden çok uzun yıllardır yemek yaparken kemik suyunu kullanıyorlar. Kemik suyunun faydalarına kısaca yer vermek gerekirse, kemik gelişimini desteklediği gibi kemik erimesine karşı da önleyici etkisi bulunmaktadır. Eğer kemik suyu eklem kemiklerinden elde edilmişse faydası ikiye katlanır. Bu noktada kaynatılmak için kullanılacak kemiğin seçimi de doğru yapılmalıdır.

Zencefil:

İşte, mutfağınızdan eksik etmemeniz gereken besinlerden bir diğeri. İster yemeklerinize, salatalarınıza rendeleyerek ekleyin, isterseniz de çayınızın içerisine ekleyin. Mide bulantısına iyi gelen, sindirimi kolaylaştıran, zengin antioksidan içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu olan zencefil, grip ve soğuk algınlığı için de birebirdir. Özellikle tam bir kış çayı gibi limon ve bal ekleyerek hazırlayacağınız zencefil çayı vücut direncinizi de arttıracaktır.

Limon:

Zengin C vitamini içeriği sebebiyle yine olmazsa olmazlardan biridir. En kolay şekilde, sabahları yarım limon suyunu, aynı miktardaki suyla karıştırarak tüketebilirsiniz.

Probiyotik besinler:

Probiyotik ve prebiyotik özellikleri olan besinler yine hastalıklardan korunmak için beslenme düzeninizde mutlaka yer almalı. Çünkü bu besinler bağırsak florasını güçlendirerek mide-bağırsak enfeksiyonlarına karşı direnç oluşturulmasına yardımcı olurlar. Yoğurt, zengin laktik asit içeriğiyle mikroplara karşı koruma sağlar. Bu sebeplerden mutlaka düzenli olarak yoğurt, ayran veya kefir tüketilmelidir.

Turunçgiller:

Limon gibi içeriğinde bolca C vitamini bulunan turunçgiller de beslenme düzeninizde yer almalıdır. Eğer sigara kullanmak gibi bir alışkanlığınız varsa, grip olma riskiniz daha fazla olduğundan bolca turunçgil tüketmeniz de fayda var. Ancak burada örneğin portakalın suyunu sıkıp içmeniz değil, bizzat kendisini tüketmeniz tavsiye ediliyor, unutmayın.

Yeşil çay:

Yeşil çay, kio vermeye çalıştığınız bu uğurda diyet yaptığınız zamanlarda aklınıza geliyorsa yanılıyorsunuz. Çünkü zengin antioskidan içeriği sebebiyle başta kanser olmak üzere grip dahil pek çok hastalığa karşı koruyucudur.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükKış Geldi Gripten Korunalım
5-Pratik-Yolla-Beyaz-ve-Sağlıklı-Dişlere-Kavuşun.jpg

5 Pratik Yolla Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşun

Herkesin hayalinde bembeyaz ve pırıl pırıl dişlere sahip olmak vardır. Peki rahatça gülümsemenizi sağlayacak bembeyaz dişlere nasıl kavuşursunuz? Dişlerinizin daha beyaz ve daha sağlıklı görünmesi için neler yapmanız gerekir? Diş temizliğinde hangi adımları uygularsanız, daha sağlıklı ve daha beyaz dişlere sahip olursunuz? İşte 5 Pratik Yolla Beyaz ve Sağlıklı Dişlere kavuşmanın yolları…

Rutinlerinize Uyun

Hayatta en önemli şey sanırım sizin için iyi olan ne varsa alışkanlık haline getirmek. Spor yapmak, sağlıklı beslenmek gibi aslında kişinin kendisine bakması ve temizliğine dikkat etmesi de önemli. İşte bu yüzden diş temizliği rutinlerinizi belirleyin ve ona uyun. Her sabah ve gece yatmadan önce dişlerinizi mutlaka fırçalayın! Bu alışkanlığınızı halen kazanamadıysanız bugün zaman kaybetmeden kendiniz ve diş sağlığınız için büyük karar verebilirsiniz.

Size Uyanı bulun!

Nasıl ki giydiğiniz kıyafetler tarzınızı yansımadığında kendinizi o kıyafetin içinde yabancı gibi hissediyorsunuz, aslında kişisel bakımlarınız da öyle. Diş ve diş ati yapınıza en uygun fırçayı bularak diş temizliğinizi daha verimli yapabilirsiniz.

Kendinize Zaman ayrın!

Bir şeyi yapıyor olmak kadar onu doğru sürede ve doğru şekilde yapmak da çok önemli. Özensiz bir biçimde yaptığınız hiçbir şey tam olmayacaktır. O yüzden dişlerinize ve kendinize zaman ayırın. Bu zamanı doğru fırçalama teknikleriyle yaparsanız emin olun kısa sürede farkı siz de fark edeceksiniz.

Bazı Ayrılıklar Çok Güzel!

Vedalar ve ayrılıklar hep can yakar ama aslında bazı ayrılıklar size çok iyi gelebilir  Nasıl mı? 3 ayda bir diş fırçanızla vedalaşın ve hijyen açısından önemli bu değişikliği bir alışkanlık haline getirin.

Yol Arkadaşınızı İyi Seçin!

Geldik en önemli maddeye. Diş fırçanızı seçtiniz, kendinize zaman ayırdınız, her şeyi tam yaptınız ama diş temizliğinde istediğiniz verimi halen alamıyor musunuz? O zaman doğru diş macununu kullanmıyor olabilirsiniz. Bu konudan mustarip olanlara önerim; Procter and Gamble’ın dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana olacak.

 

Daha Fazla Oku
Sema Büyük5 Pratik Yolla Beyaz ve Sağlıklı Dişlere Kavuşun
Vajinismus-Nedir-ve-Nasıl-Tedavi-Edilir.jpg

Vajinismus Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?

Kadınların kabusu vajinismus hakkında merak edilen ve öğrenilmek istenilen çok şey var. Çünkü her kadın bu tehlike ile karşı karşıya kalabilir. Peki nedir bu vajinismus? Vajinismus bir hastalık mıdır? Vajinismus’un tedavisi var mıdır? Vajinismus, hakkında merak ettiğiniz ve öğrenmek istediğiniz her şey yazımızın devamında sizi bekliyor.

Vajinismus Nedir?

Cinsel ilişki sırasında vajinal kasların refleksif yani istem dışı kasılması ile cinsel birleşmenin olamaması veya çok zor olması olarak tanımlanan vajinismus tedavisi, problemin nedenine göre bireyselleştirilmelidir. Ülkemizde yaklaşık her 10 kadından birisinde görülen vajinismus; cinsel ilişki sırasında vajinal kasların refleksif yani istem dışı kasılması ile cinsel birleşmenin olamaması veya çok zor olması durumudur. Aslında cinsel ilişki sırasındaki bu kasılmalar problemin derecesine göre kalça, bacaklar, karın, sırt, çene kasları gibi vücudun pek çok değişik bölgelerinde de görülebilir. Vajinismus hastalarında ağrılı-acılı gerçekleşen veya hiç gerçekleşemeyen cinsel ilişki sorunu olmakla birlikte jinekolojik muayene olamama, vajinal tampon kullanamama, vajina içine fitil yerleştirememe, vajina içine parmak sokamama, ayna ile genital bölgeye bakamama gibi problemler de sıkça izlenmektedir.

Vajinismus Tanısı Nasıl Konulur?

Jinekolog ve Cinsel Terapist Dr. Süleyman ESERDAĞ; vajinismus nedenlerinin bireyden bireye değiştiğini, doğru teşhis ve tedavi yöntemi için öncelikle bir jinekolojik muayenenin çok önemli olduğunu vurguluyor. Sorunun ortaya çıkma sebebi, oluş nedenleri, bireyin içinde bulunduğu ailesel – toplumsal faktörlerden doğumsal faktörlere kadar değişkenlik gösterdiğinden öncelikle doğru teşhisin şart olduğunu ve vajinismus tedavisinin bireyin problemine özgü olacak şekilde (bireyselleştirilerek) yapılması gerektiğini belirtiyor.

Cinsel kimliğin en hızlı oluştuğu 3-8 yaş arası dönem ‘Ödipal Dönem’ olarak bilinir. Bu dönemde gerek anne babadan gerekse çevreden alınan yanlış, eksik, abartılı cinsel mesajların öğrenilmesi sonucunda vajinismus oluşabilmekte ve farkına varılmaz ise ömür boyu kalıcı etkiler bırakabilmektedir.

Geleneksel aile düzeni, katı ahlaki tabular, cinsellikle ilgili şehir efsaneleri, kızlık zarının korunması ile ilgili kız çocuklarının aşırı korkutulması, cinselliğin ayıp, günah, suçluluk ile özleştirilmesi, korumacı aile düzeni içinde iç disiplinin fazlaca gelişmesi en önemli nedenleri oluşturuyor. Diğer taraftan ilk gece ile ilgili abartılı bilgiler, ilk gecede ağrı, çok kanama, acı hissedileceğine dair önyargılar, hamile kalma korkusu, çocukluk döneminde taciz, tecavüze maruz kalma, ev içi şiddet, katı ebeveyn tutumu sonucu yaşanılan kötü tecrübe ve anılar da vajinismusun diğer psikolojik nedenleri arasında yer alıyor. Yapısal nedenler ise; kızlık zarının kalın, yüksek kenarlı, ara bölmeli, sert, elek şeklinde olması, kısa ve kör vajina gibi anatomik engeller, vajina içindeki ara bölmeler, vajinal girişte dokunmayla ağrı ve hassasiyet ile kendini gösteren “vulvar vestibulit sendrom”, leğen kemiği içindeki organların enfeksiyonları, vajinal girişteki bartholin bezlerinin kistleşmesi veya abseleşmesi ile vajinal enfeksiyonlar sayılabilir. Yapısal bir sorun cinsel ilişki problemine neden oluyorsa gerekli ilaç tedavileri veya basit cerrahi müdahaleler ile psikolojik tedavilere gerek kalmaksızın sorun giderilebilmektedir.

Vajinismus Tedavisi

Uzmanlar, her vajinismus çifti için standart, tekdüze tedavi programının olamayacağının altını çizmektedir. Günümüzde en sık tercih edilen yöntemler arasında Bilişsel – Davranışsal Cinsel Terapiler ve hipnoz tedavileri gelmektedir. Çocukluk çağlarından itibaren süregelen yanlış bilgilerin yarattığı korkuları ortadan kaldırmak ve yerine doğru duyguların geliştirilmesi “Bilişsel Cinsel Terapi” ile sağlanmaktadır; bu, çiftlere ilk uygulanması gereken tedavi biçimidir. “Davranışsal Cinsel Terapi” ile ise kişilerin bireysel ve çift olarak kendilerini, cinselliklerini keşfetmeleri sağlanır. Davranışsal terapi kişinin kendi kendisi veya eşi ile yaptığı bir takım egzersizleri içerir. Bu egzersizlerin bazıları ayna egzersizi, masaj egzersizi, kegel egzersizi, nefes egzersizi ve dilatasyon egzersizleridir. Son yıllarda uygulanan hipnoz tedavileri de vajinismusta bilinçaltı korkuları yenmek, yüzleşmesinin sağlanması, iç görü kazandırılması, farkındalığın ve özgüvenin arttırılması ile rahatlamanın sağlanması amaçlanmaktadır. Uygulanan bireye ve çifte özgü doğru tedavi teknikleri ile çok kısa bir süre içinde, kalıcı bir sonuca ulaşabilmektedir.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükVajinismus Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?
Diş-Beyazlatmak-Sağlıklı-mıdır.jpg

Diş Beyazlatmak Sağlıklı mıdır?

Yemek yemeyi herkes sever. Hatta biz Türk milleti olarak yemek menüsünüde bir hayli geniş tutarız. Tatlılar, tuzlular, sıcaklar, soğuklar derken liste uzar gider. Bu kadar yemek düşkünü olmamız bize sadece kilo olarak geri dönmüyor, aynı zamanda dişlerde de büyük zararlara neden olabiliyor. Diş çürümeleri, çatlamaları, renk değişimleri başımıza ciddi sorunlar açabiliyor. Daha sonraları bunların acısını çekiyoruz. Diğerleri kadar önemli olmasada dişlerimiz yıllar içerisinde yiyecek, içecek (kahve, şarap, çay) tüketimiyle beyazlığını kaybediyor. Sigara kullanmak bunun başlıca sebeplerinden. Çeşitli yöntemlerle engel olmaya çalışıyoruz. Ama günümüzde, diş hekimleri kolaylıkla dişlerimizi eski rengine kavuşturabiliyor. Size bu konu hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Diş beyazlatma nedir, nasıl yapılır? Ne kadar sürer? Zararı var mıdır?

Diş Beyazlatma İşlemi Nedir?

Diş beyazlatma, dişlerin beyazlamasını sağlamak ve renk değişiminin azalması için yapılan bir işlemdir. Dişlerimizin en dış katmanı olan diş minesinin üstünde her gün ince bir tabaka oluşur. Bu tabakanın üstünde zamanla lekeler meydana gelir ve bu lekelerin sabitleşmesini sağlayan minik gözenekler vardır. Beyazlatma tek seferde yapılan bir çözüm değildir, daha iyi sonuçlar elde etmek için zaman zaman tekrarlanması gereklidir.

Beyazlatma işlemi yapılmadan önce dişteki çürükler tedavi edilir. Eğer yapılmazsa beyazlatıcı losyon diş çürüklerinden iç kısımlara ulaşabilir, bu da dişteki hassasiyetin artmasına neden olur. Beyazlatma evde veya klinikte yapılabilir. Bu yöntemler office bleaching ve home bleaching olarak adlandırılır. Klinikte yapılan beyazlatma işlemi 30 ya da 60 dakika arasında değişen bir kaç seans sürer.

Klinikte yapılan beyazlatmada diş hekimi önce özel bir koruyucu jel sürüp ardından beyazlatıcı maddeyi kullanır. Beyazlatma maddeleri ısı, özel ışık ve kimyasal maddelerle aktive olurlar. Beyazlatıcı madde sürüldükten sonra diş hekimi dişinize ışık tutar. Isı yerine sadece lazer kullanan diş hekimleri de var.

Evde yapılan beyazlatmada ise diş ölçüsüne göre yapılan kalıplar kullanılır. Bu kalıplara hekimin sağladığı beyazlatıcı maddeyi doldurup günde en az bir kaç saat kullanmanız gerekir. Dikkatli yapılmadığı sürece diş etlerine zarar verebilir. Diş beyazlatma yönteminin önemli derecede yan etkileri yoktur ama hassasiyet sağlarlar. Bunun yanında hamilelere yapılması tavsiye edilmez.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükDiş Beyazlatmak Sağlıklı mıdır?
Sonbahar-Depresyonundan-Nasıl-Korunursunuz.jpeg

Sonbahar Depresyonundan Nasıl Korunursunuz?

Sonbahar genelde depresyon ayıdır. Havaların bir anda bozması, bir anda açması ve daha bir çok neden de sonbahar depresyonunu ortaya çıkartabilir. Eğer siz de depresyona meyilli iseniz dikkat etmeniz gereken şeyleri sizler için derledik. İşte sonbahar depresyonundan korunma yolları…

Güneş Odanıza Doğsun

Sonbahar depresyonunun belirtilerinden biri sabahları uyanmada yaşanan zorluktur. Kişi yeterinde uyumuş olsa bile yataktan kalkmak istemez. Yatak odasında zaman ayarlı aydınlatma sistemi kurmak ve alarm çalmadan yarım saat önce suni de olsa yatakta gün doğumunu hissetmek uyanmayı kolaylaştırır.

Işığı Hayatınızdan Eksik Etmeyin

Hava serin ve karanlık diye güneş ışığından vazgeçmeyin! Özellikle gündüzleri bulutlu bile olsa dışarı çıkın ve güneş ışığını görün. Güneş ışığı doğal olarak beynin duygusal merkezini uyarır ve insanın iyi hissetmesini sağlar. Erken kalkın, perdeleri açın, dışarı çıkın.

Spor Yapın

Soğuk hava terlememek için özür değildir. Spor merkezinde, evde veya hatta tercihen dışarıda kalbiniz 140’ın üzerinde çarpsın! Sadece kiloyu korumak ve sağlıklı kalmak için değil, günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için de spora vakit ayırın. İyi bir egzersizin etkisi saatlerce sürer. Gün içinde daha fazla enerjiniz olur, metabolizmanız hızlanır, iyi hissettiren hormonlar salgılanır. Düzenli egzersiz kış uykusuna çekilmeye meyilli bedene yaşadığını hissettirir.

Şeker Tüketimine Dikkat

Mutluluk, zindelik ve canlılık hissi veren seretonin hormonunun seviyesi düştüğünde, karbonhidratlara ve şekerli gıdaları tüketme isteği artar. Kışın özellikle de tatlı yeme eğilimi fazladır. Şekerli ve beyaz unlu gıdalara bağımlılık fizyolojik bir gerçektir. Bunlar bedende uyuşturucular gibi biyokimyasal sistemleri etkiler. Ne yediğiniz nasıl hissettiğinizi ciddi ölçüde etkiler.

Sosyalleşin

Arkadaşların, ailenin, iş arkadaşlarının, komşuları önemini azımsamayın. Her şeyi boş vermek istediğinizde kim size el uzatır? Sizi destekleyecek insanları aklınızda tutun, ihtiyaç duyduğunuzda size cesaretlendirmelerine izin verin. Bazen bir telefon, kahve sohbeti veya e-mail size canlandırır.

Heyecanlı Bir Kış Geçirin

Bir şeyi yaşamayı beklemek insanı motive eder. Sonbahar ve kış, havaların ısınmasını beklemek için çok uzundur. Size heyecan verecek bir hafta sonu gezisi, gece planı veya spor planları kışınıza renk katacaktır. Kayak, kızak, kar yürüyüşü, buz pateni gibi faaliyetleri heyecanla bekleyebilirsiniz.

Kendinizi Rahatlatın

Meşgulsünüz. İş, ders, aile, arkadaşlar, randevular, buluşmalar meşgul olmaktan hoşlansanız dahi herkesin sakin kalmaya ihtiyacı vardır. Bazı sorumluluklara veya davetlere ‘Hayır’ demekten kaçınmayın ve birkaç dakika hiçbir şey yapmadan geçirin. Bu zamanda dikkatinizi içe döndürüp ruhsal olarak sakinleşmeye, bedensel olarak gevşemeye ayırın. Kendinize yardımcı olacak gevşeme egzersizlerini gündeme alın.

Kararında Uyuyun

İnsanlar soğuk havalarda doğal olarak daha uzun uyur. Bu fizyolojik bir ihtiyaçtır ve buna saygı göstermek gerekir. Zamanı iyi kullanarak ve disiplinli olarak, geceleri 7-8 saat uyumayı hedefleyin. Yatma ve kalkma saatini belli bir düzene oturtmak, hayata ritmini verir ve enerji seviyesini arttırır. İhtiyacınız olan düzeni bulun. Özellikle de hafta sonları çok fazla uyumamaya özen gösterin, bu insanı daha yorgun düşürebilir.

Bu Mevsimin  Varlığını İnkar Etmeyin

Mevsimlerin değişimi doğal bir akıştır. Bu değişimi yargılamak yerine izlemek ve detaylarını görmek insanın daha olumlu bir ruh hali içinde kalmasını sağlar. Sonbahar, kış, kendine özgü deneyimleri beraberinde getirir. Değişen doğasından, artan tiyatro sayısına, sebzelerinden televizyondaki programlara keyif aldığınız şeyleri fark edin. Kot giymek ve salep içmek ağustosta pek yapmadığımız şeylerdir.

Mutlaka Psikologla Görüşün

Sıralanan belirtilerden üç ya da daha fazla sizin için 2 haftayı aşkın bir süredir geçerli ise profesyonel destek almaktan çekinmeyin: İsteksizlik-mutsuzluk, değersizlik–suçluluk hisleri, uyku bozukluğu–aşırı uyku hali, enerji azalması–yorgunluk, iştah değişikliği, sinirlilik, endişe-kaygı, konsantrasyon bozuklukları.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükSonbahar Depresyonundan Nasıl Korunursunuz?