Beslenme

Sağlık-İçin-Yeşil-Yapraklı-Sebzeler-Tüketin.jpg

Sağlık İçin Yeşil Yapraklı Sebzeler Tüketin

Sağlık için yeşil yapraklı sebzelerin faydaları saymakla bitmiyor. Hem günlük beslenme hem de diyet konusunda mutlaka yeşil yapraklı sebzelerden destek almak gerekiyor. Yeşil yapraklı sebzelerin içinde gerçekten de çok güçlü vitaminler bulunuyor. Bu vitaminlerin hepsi de sağlığı yakından ilgilendiriyor. Peki yeşil yapraklı sebzeler sağlığa hangi yararları sağlıyor.

1- Genç kalmamıza yardım ederler:

Hemen herkes daha genç görünmenin sırlarını arayıp, bu uğurda pahalı bir takım tedavileri bile göze alıyor. Aslında gençliğin kaynağı bu sebzelerde… İçerdikleri K vitamini aslında tam olarak genç kalmamızı sağlayan. Günde 1 kase çiğ, herhangi bir yeşil yapraklı sebze tüketerek vücudun ihtiyaç duyduğu tüm K vitaminini sağlamış olursunuz. Kıvırcık lahana K vitamini ihtiyacınızın 6 katını, karahindiba ise 5 katını, pazı 3 katını sağlar. Bunlara göre bu sebzelerin miktarını ayarlayıp, günlük beslenme programınıza dahil edebilirsiniz.

2- Kardiyovasküler hastalık riskini düşürürler:

Eğer kilo vermek için diyet yapıyorsanız, listenizde mutlaka yer alması gereken besinlerdendir, yeşil yapraklı sebzeler. Yüksek lif içerikleri sayesinde açlığı kontrol eder, uzun süre tok kalmanıza yardımcı olarak kilo vermeyi kolaylaştırırlar. Lifler, ayrıca kolestrol, kan basıncını düşür ve karbonhidratların emilimini yavaşlatarak yemek sonrası ortaya çıkan kan şekeri dalgalanlamaların dengelenmesine yardımcı olur. Bu da kardiyovasküler hastalık ve tip 2 diyabet riskini düşürür.

3- Kanseri önler:

Yüksek seviyede içerdikleri antioksidanlar sayesinde yeşil yapraklı sebzeler en iyi kanser önleyici besinlerden biridir. Çalışmalar, haftada 2-3 kase yeşil yapraklı sebze tüketenlerin mide, meme ve cilt kanseri risk seviyelerinin düştüğünü ortaya koymuş üstelik. Aynı antioksidanların kalp hastalığı riskini düşürdükleri de kanıtlanmış ayrıca.

4- Cilt sağlığı için gerekliler:

Yeşil yapraklı sebzelerin en önemli özelliklerinden bir diğeri de çok fazla su içermeleridir. Bu da hem cildin hem de saçların ihtiyaç duydukları nemi her daim sağlayabilmeleri anlamına gelmektedir. Bizler her ne kadar cilt ve saç güzelliği için onları nemlendirecek bakımları dışarıdan da yapmaya çalışsak içeriden beslenmeleri her zaman çok daha önemlidir. Daha parlak, canlı cilt ve saçlara sahip olmak için yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesi gereklidir. Ayrıca akne sorunlarının çözümü için de oldukça yardımcılardır.

5- Güçlü dişler için:

Pazı, kıvırcık lahana gibi bazı yeşil yapraklı sebzeler, dişlerin sağlıklı ve güçlü kalmasını sağlayan kalsiyum açısından oldukça zengindir. Kalsiyum ayrıca, kas fonksiyonlarının ve kan basıncının dengelenmesine, yönetilmesine katkıda bulunur. Yeşil yapraklı sebzelerin içinde ayrıca potasyum bulunmaktadır. Bu, kan basıncının dengede kalmasına yardım ettiği gibi osteoporoz yani kemik erimesine karşı da koruyucudur.

6- Hafıza kaybını önlerler:

Yeşil yapraklı sebzeler, mükemmel bir folat kaynağıdır ki bu da hem hafıza kaybı riskinin hem de kardiyovasküler hastalık riskinin düşürülmesini sağlamaktadır. Ayrıca serotonin üretimine katkı da sağlayan folat sayesinde depresyon veya kötü ruh halin gibi durumların iyileşmesine katkıda bulunulabilir.

7- Vücut dokularının tamirine yardımcı olur:

Lahana, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin içinde yer alan beta-karoten, vücut dokusunun gelişmesi ve onarılması için önemlidir. Bildiğiniz gibi beta-karoten ayrıca cildi, güneşin verdiği zarara karşı korur. Beta-karoten vücutta A vitaminine dönüştürülür. Vücudun ihtiyacı olan A vitaminini sağlamak için beta-karoten zengini besinler tüketmek en iyi yoldur.

8- Katarakt ve diğer göz bozuklukları için:

Lutein ve zeaksantin, göz merceğinin ve retinanın makular bölgesinde bulunan karotenoidlerdir ki görevleri gözü katarkt gibi yaş ile birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı korumaktır. İşte bu önemli maddeler yani karotenoidler, koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunmaktadır. Bu yüzden bu sebzeler katarakt ve diğer göz bozukluklarını hafifletmeye yardımcı olmaktad

Daha Fazla Oku
Sema BüyükSağlık İçin Yeşil Yapraklı Sebzeler Tüketin
Antioksidan-Nedir-Nasıl-Alınır.jpg

Antioksidan Nedir Nasıl Alınır?

Yazımıza başlarken öncelikle oksidan hakkında bilgi verelim. Serbest radikaller olan oksidanların artış gösterdiği bazı durumlar vardır. Mesela uzun bir sporun ardından vücudunuzdaki oksidanlar yükselebilir. Ya da vücudunuzda meydana gelen enfeksiyonlar da oksidanın yükselme nedenleri arasında sayılabilir. Sigara dumanı, hava kirliliği ve daha bir çok neden oksidanların yükselmesine neden olur.

Oksidasyonun Zararları Nelerdir?

Vücudumuza aldığımız besinlerin, yanıp enerjiye dönüşmesi esnasında açığa çıkan bu oksidan özellikli toksinler, yani serbest radikaller, bağırsaklar, böbrekler, ter bezleri ve akciğerler sayesinde dışarı atılır. Dışarı atılamamış serbest radikaller, hücre zarlarına yapışır. Vücutta adeta birer yağmacı gibi davranırlar. Davetsiz misafir gibi hücrelere yapışıp buraları paslandırır. Onları yıpratıp yaşlandırır. Kimi zaman DNA’larını dahi bozar ve kanserojen özellik edinmelerine neden olur. Oksidasyon kanser riskini de tetikleyerek kanser hücrelerinin yayılmasını engelleyen bağışıklık sistemine zarar verebilir.

Oksidasyon artıkça, bağışıklık sistemi de zarar görür. Bu durum da vücut direncinin zayıflaması anlamına gelir. Okside olmuş yağlar, damar sertliği oluşturur. Neden oldukları kimyasal süreçlerle bağışıklık sistemini ve organları daha erken yaşlandırır. Oksidasyon bu anlamda, yaşlanmayla da yakın ilişkidedir. Yaşlanmanın tek sorumlusu oksidasyon değildir ancak bu sürecin en önemli parçalarından biri oksidasyondur diyebiliriz.

Vücuttaki her bir hücrenin genetik hafızası bulunur. Hücreler, neyi, ne vakit, ne tip bir periyotta yapacağını bilir. Bu yetenekler, hücrelere DNA’lardan akratılmıştır. Hücreler bölündükçe DNA’lar yeni hücrelere de kopyalanarak aktarılır. Bu kopyalama süreci esnasında hata oluşursa, birtakım sağlık sorunları oluşacaktır. Vücutta biriken oksitleyici serbest radikaller, DNA’ların kopyalanma sürecini bozup olnara zarar verebilir.

Antioksidanlar Neden Önemlidir?

Bu vücudumuz ve yaşamımız için oldukça zararlı olan toksinleri vücudumuzdan atmak için, ek antioksidanlara ihtiyaç duyarız. Doğada özellikle sebzelerde ve meyvelerde bolca bulunan kimi vitaminler, mineraller, polifenoller ve flavonoller, bu ilave antioksidan ihtiyacımızı karşılarlar. Bu meyve, sebze, bitki ve başka birtakım gıdalar, oksidan hasarını da azaltır v hücre döngü sürecini olumlu yönde etkiler.

Antiksidanlar, oksidanların yıkıcı etkilerinin azalmasını sağlar. Ayrıca, vücudun hem içeriden ve dışarıdan yenilenmesine de olanak tanırlar. Antioksidanlar, besin yoluyla vücuda alındığında, hap olarak alındıkları zamandan çok daha fazla fayda sağlarlar.

Antioksidanların Faydaları Nelerdir?

Antioksidanların başlıca özelliği bağışıklık sistemini güçlendirmeleridir.

Yaşlanma etkilerini azaltarak vücudun daha uzun süre dinç kalmaların da ayardımcı olurlar.

Bağ dokusunu güçlendirirler.

Cildin sarkmasının önüne geçerler.

Kırışıklıklarla savaşırlar. Pürüzsüz ve kırışıklık içermeyen bir cildi mümkün kılarlar.

Cildin daha elastik ve yumuşak olmasına yardım ederler.

Kalp ve damar dokularında esneklik sağladıkları için kalp sağlığını korumaya yardım ederler.

Eklemlerin daha rahat bükülmesini ve genel anlamda daha kolay hareket etmesine olanak tanırlar.

Sigara içenlerin ve alkol kullananların bir numaralı dostudurlar.

Kan dolaşımını düzenleyip daha hızlı çalışmasına yardımcı olurlar.

Varis oluşumunun önüne geçerler.

Antioksidanlarla İlgili Önemli Bilgiler

Bazı uzmanlar, antioksidan üretiminin 25 yaşından sonra yavaşladığını iddia eder. Bu yüzden, ilerleyen yaşlarda vücuda her zamankinden daha çok ilave antioksidan alınması gerekir.

Antioksidanlar bir tek sebzelerde ve meyvelerde bulunmaz. Aynı zamanda, balık yağında, sütte ve süt ürünlerinde de bulunurlar. Ayrıca, selenyum zengini balıklarda da bolca antioksidan mevcuttur.

Sebze ve meyveler pişirildiklerinde antioksidan değerlerinde azalma görülür. Bu yüzden, yiyeceklerin buharda pişirilmesi en sağlıklı ve doğru yöntem olarak kabul edilir.

Üzüm kabuğunda, içeriğinde ve üzüm çekirdeğinde aşağı yukarı 20 civarında değişik antioksidan madde vardır.

Likopen, yaşlıların fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasın yadım eder. Bu yüzden, yaşlıların, likopen açısından zengin meyve ve sebzeler tüketmesi, özellikle de doğal domatesler tüketmesi tavsiye edilir.

Her öğünde mutlaka antioksidan içeren yiyecekler tüketilmelidir. Günde 2500 kalori tüketen biri, 11000 milimol antioksidana ihtiyaç duyar. Günde 1800 kalori tüketen biri içinse bu miktar 8000 antioksidandır.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükAntioksidan Nedir Nasıl Alınır?
Geceleri-Rahat-Uyumak-İçin-İçecek-Önerileri.jpeg

Geceleri Rahat Uyumak İçin İçecek Önerileri

Uykusuzluk sorunlarının bir çok çeşitli nedeni olabilir. Kimi, psikolojik nedenlerden kimi stresten kimi de diğer etkenlerden kaynaklanan uykusuzluk sorunlarının aslında çözümü var. Bazı bitkisel çay ve içecekler sayesinde uykusuzluk sorununuzu en aza indirebilirsiniz. Amacımız, sizin uykuya dalma sürecinizi hızlandırmak. Bu nedenle de sizler için gece daha rahat uyumanızı sağlayacak içecek önerileri hazırladık.

Herkesin farklı bir gece uykusu rutini var. Kimisi sıcak bir duş alır, kimisi kitap okuyarak uykuya dalmaya çalışır. Tüm bu çabaların sonucunda şanslı gruptaysanız bir kaç dakikada uykuya dalarsınız. Ancak herkes sizin kadar şanslı olamıyor. Günün yoğunluğu, yorgunluğu, ertesi gün yapılacakların stresi, planma derken sakinleşip uykuya geçiş yapmaya çalışmak bile tek başına bir stres konusu haline gelebiliyor. Hele ki bir de eken kalkmanız gerekiyorsa bu katlanıyor… Bir de tabii uykusuzluk sorunu ile baş etmeye çalışanlar var. Uykuya dalmakta zorluk çekip, yatağın içinde dönüp duruyor musunuz? Daha önce sizlerle daha iyi uyumak için, uzmanların önerilerden oluşmuş bir rehber hazırlamıştım. Şimdiyse sıra geldi uykuya hazırlanmanızı kolaylaştıracak, sizi sakinleştirecek çözüm önerilerinden birini detaylandırmaya. İşte, iyi bir gece uykusu için yatmadan bir saat önce tüketebileceğiniz içecek önerileri,

1- Gece Uykusu için Papatya Çayı:

En iyi bildiğimiz bitki çayı seçeneklerinden biridir, papatya çayı. Papatya çayı yüzyıllardır bitkisel uyku ilacı niyetinde kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar da tüketildikten sonra hafif bir sakinleştirici ve rahatlatıcı etkisi olduğunu ortaya koymuş zaten. Tam etkisini görebilmek ve faydalarından yararlanabilmek için miktarına ve içtiğiniz zamana dikkat etmelisiniz.

2- Gece Uykusu için Kediotu Kökü Çayı:

Milat öncesine kadar dayanan bir hikayesi olan bitki çayıdır. O zamanlarda özellikle uyku bozukluklarını tedavi etmek amacıyla kullanılırmış. Ayrıca Çin ve Hint tıbbında da geniş bir yer bulmuş. Aslında halk arasında kediotu kökü çayı içmenin uykusuzluğa, yorgunluğa, kasları gevşetmeye iyi geldiğine inanılarak tüketilmeye devam edilmektedir. Bu bitki çayını özellikle melisa ve papatya çayları ile karıştırarak tüketebileceğiniz gibi içine limon ve bal ekleyerek daha lezzetli hale getirebilirsiniz.

3- Gece Uykusu için Kiraz Suyu:

Özellikle de böyle mayhoş kirazların suyu… Çünkü bu kirazların suyu vücutta melatonin seviyesinin yükselmesini sağlar. Uykuyu tetikleyen hormonu etkileyen kiraz suyu, vücut uyku saatini düzenlemeye de yardımcı olur.

4- Gece Uykusu için Süt:

Özellikle de çocukluğumuzdan beri aslında tüketmeye oldukça alışkın olduğumuz ılık süt. Belirli bir yaştan sonra pek çoğumuz bu alışkanlığımızı bırakıyoruz. Ancak akşam yatmadan 1 saat önce içeceğiniz bir bardak ılık sütün uykunuzu getireceğini fark edersiniz. Peki, süt neden uykumuzu getirir? Çünkü süt içinde triptofan bulunur. Triptofan, melatonin hormonunun salgılanmasını tetikler. Melatonin biyolojik saatimizi düzenler ve uyumamıza yardımcı olur. Uyumadan önce bir bardak ılık süt içmek bu nedenle oldukça faydalıdır.

5- Gece Uykusu için Badem Sütü:

Laktoz intoleransınız mı var veya sadece süt içmeyi sevmiyor musunuz? O zaman bir de badem sütünü deneyin derim. Badem sütü içerisinde bulunan magnezyum ve kalsiyum onu sağlıklı bir içecek yaptığı gibi gece tükettiğiniz zaman uykuda daha uzun zaman geçirmenizi sağlar. Yani gece aralıklar uyanıyorsanız ve bu sizin için rahatsız edici bir hal aldıysa (çok sık uyanmak, gün içerisinde sersemleşmenize sebep olabilir) bir de badem sütü deneyebilirsiniz.

6- Gece Uykusu için Muzlu Smoothie:

Özellikle spor sonrası kendinize güzel bir muzlu smoothie yapın. Ilık süt ile hazırlayacağınız bu smoothie içerisinde hem melatonin hormonunun salgılanmasını tetikleyen triptofan, hem de magnezyum ve potasyum olacak. Hatta eğer uyumakta çok zorlanacağınızı düşünüyorsanız daha çok triptofan içerden badem sütü de kullanabilirsiniz.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükGeceleri Rahat Uyumak İçin İçecek Önerileri
Neden-Sürekli-Aç-Hissediyoruz.jpg

Neden Sürekli Aç Hissediyoruz?

Hareketsiz yaşam, düzensiz ve sağlıksız beslenme, spor yapmama, duygusal boşluk, hormonal sorunlar veya sindirim sistemi bozukları… Hemen hepsi aslında sürekli açlık hissetmenizin ana sebebi olabilir. İşte, sürekli aç hissetme nedenleri ve çözümleri…

1- Daha fazla protein ihtiyacı:

Açlık hissi aslında sadece midenizin yiyecek ihtiyacı demek değildir. Bu his aslında beyin, mide, bağırsaklar ve kalbinizin karmaşık bir etkileşimidir. Bu karmaşık etkileşimi sadece makarna, cips yiyip midenizi doldurarak durdurmanız mümkün olmayabilir. Kaldı ki yediklerinizin kan şekerinizi aniden fırlatıp, uzun süre yüksek seviyede kalmasına sebebp olacak etkisinin de olmaması gerekir. Bunu yapabilmenin, uzun süre gerçekten tok kalabilmenin en büyük sırrı da proteinlerde yatmaktadır. Tüm gece kendini yenilemek için çalışmaya devam eden vücudunuzu sabah doğru gıdalarla beslemeli, gün içerisinde uzun süre tok kalmanızı sağlayacak gıdaları kahvaltınıza dahil etmelisiniz. Tüm bunların en önemli karşılığı proteinlerdir. Ucuz ve ulaşması en kolay protein de kuşkusuz yumurtadır. Yumurta dışında karabuğday, mercimek gibi besinler de içerdikleri yüksek protein miktarlarıyla öne çıkarlar.

2- Tüketilen işlenmiş karbonhidratlar:

Yemek yiyorsunuz, yiyorsunuz ama midenizdeki guruldamaları durduramıyorsunuz! İşte bunun sebebi gün içerisinde farkında olarak veya olmayarak tükettiğiniz kötü, işlenmiş karbonhidratlar olabilir. Bu yüzden diyet yaparken, sağlıklı beslenme düzenine geçiş yapmaya çalıştığınız ilk zamanlarda mutlaka gün içerisinde yediklerinizi kalem kalem not alın diyor uzmanlar. Diyet, düşük kalorili olduğu için bisküviler, fast food olarak adlandırılan hamburgerler, sandviçler veya diğer işlenmiş karbonhidratların içerisinde bulunan raf süresini uzatacak koruyucular ve şeker bulunmaktadır. Tüm bunlar aslında açlık hormonlarına ciddi hasarlara yol açmaktadır. Bu da iştahınızı kontrol eden sistemin bozulması anlamına gelmektedir. Diğer yandan tükettiğiniz karbonhidratlar vücudunuzdaki insülin seviyesini çok ciddi derecede yükseltir ve uzun süre de düşmez. Bu durum karbonhidratların çabuk acıkmanıza sebep olan en önemli etkisidir.

3- Sürekli çok düşük kalorili diyetler:

Kilo vermek için elbette tükettiğimiz yağ, karbonhidrat miktarlarına dikkat edeceğiz. Ancak bu demek değildir ki bunlardan hiç tüketmeyeceğiz. Yani sürekli çok düşük yağ oranına sahip, çok düşük kalorili bir diyet yapıyorsanız sürekli aç hissetmekle kalmaz aslında kilo almaya bile başlayabilirsiniz. Doğru yağların tüketilmesi kilo vermenin ve elbette sağlıklı beslenme düzeninin olmazsa olmazı. Çünkü yağ, gıdaların uzun süre midede kalarak midenin boşalmasını geciktiriyor ve tokluk hissi veriyor. Bunun için tükettiğiniz doymuş yağ oranını azaltmanız, doymamış yağ oranını arttırmanız gereklidir. Yani omega-3 yağ asitleri açısından zengin balık, zeytinyağı, badem, ceviz gibi besinlere yönelmeniz gerekiyor.

4- Tiroid hormonu:

Bir doktora görünün ve basit bir kan testiyle tiroid hormonu seviyenizi kontrol ettirin. Çünkü sürekli aç hissettiğini söyleyen, kilo alan kişilerin pek çoğunun gerçek sorunu tiroid hormonu çıkabiliyor.

5- Sigara ve alkolü bırakma:

Böylesi kötü alışkanlıklardan kurtulmak için bir süre biraz fazla yemek yemek hoş görülebilir. Çünkü yoksunluk hissi ile mücadele ederken yerini abur cuburla doldurmak istemek anlaşılabilir bir durum. Ancak nerede duracağınızı bildiğiniz sürece! Diğer yandan özellikle yemeklerden önce tükettiğiniz alkol tok olmanıza rağmen açlık hissetmenize sebep olabilir.

6- Vücudun susuz kalması :

Vücudun ihtiyacı olan su miktarını mutlaka karşılamalısınız. Vücudun susuzluk seviyesi her seferinde farklı tepkilerle ortaya çıkabilir. Bunlardan biri de vücudun suya ihtiyacı olduğu halde aç olduğunu zannetmesi gibi… Bu yüzden genellikle açlık hissettiğiniz zaman önce su için diyorlar. Çünkü çoğu zaman bu susuzluktan kaynaklı yalancı açlık hissi oluyor. Eğer gerçekten sorun susuzluksa içtikten sonra açlık hissinizin kaybolduğunu fark edersiniz.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükNeden Sürekli Aç Hissediyoruz?
Kış-Aylarında-Bu-Bitki-Çayları-ile-Hastalıklardan-Korunun.jpg

Kış Aylarında Bu Bitki Çayları ile Hastalıklardan Korunun

Kış geldi, Grip, soğuk algınlığı, öksürük, nezle, burun akıntısı, kısacası hastalıklar kapıda…. Özellikle sonbahar aylarının geçiş sezonu olması ve havaların bir açıp bir kapatması, adeta hastalıklara davetiye çıkartıyor. Peki kış aylarında bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve hastalıklardan kurtulmak için  şimdiden önlem almaya ne dersiniz?

Hala yaz ruhunu üstümüzden atamamışken, sonbahar geldi çattı ve havalar soğudu. Sonbahar tam hastalık mevsimi. Çünkü havalar bir açıyor, bir kapıyor yani kararsız kalıyor. Bu da bizi hastalıklar konusunda büyük bir riskin içerisine sokuyor.  Hasta olduğunuz zaman iyileşmek başka bir konu hasta olmamak için önlem almak başka bir konu. Hava koşullarına bağlı değişen kıyafetler gibi yiyip içtiklerimiz de değişmeli. Bu noktada da hastalıklara karşı önlem almak için bağışıklık sistemini güçlendirecek besin takviyelerine ihtiyacımız olacak. Özellikle okula giden çocukları olanların da iyi bildiği gibi okulların açılmasıyla birlikte hastalıkların hızla ortaya çıkıp yayılabileceği günler geldi. Bu yüzden vakit kaybetmeden önlem alma zamanıdır. İşte, bağışıklık sistemini güçlendirecek, hastalıklardan korunmanıza yardımcı olacak kış bitki çayları ve faydaları

Bitki Çayı Nasıl Hazırlanır?

Biliyorum çaylara geçeceğimi söyledim ama bu konunun da oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Bitki çayı hazırlamak istediğiniz zaman aslında 3 ayrı seçeneğiniz var ki en kolayı hazır poşetlenmiş olanları tercih etmek. Diğeri, aktardan istediğiniz bitkinin kurutulmuş halini almak veya taze bitkileri alıp, toplayıp evde kurutmak. Sonuncusu daha fazla zaman alabileceğinden en iyisi ikinci seçenek.

Kış Bitki Çayları ve Faydaları:

1- Yeşil Çay:

Bazı bitki çayları bağışıklık sistemini güçlendirme özellikleri sebebiyle burada yer alırken bazısı da sahip olduğu antioksidan etkisiyle hastalıkların vücutta oluşturabileceği sorunlara karşı koruma amacı taşır. İşte yeşil çay da bunlardan biri. Antioksidan özelliği yanında bağışıklık sistemini de güçlendiren, metabolizmayı hızlandıran, kalp sağlığına iyi gelen bir bitki çayıdır. Eğer yeşil çay içmeye engel durumunuz yoksa günde 2 taneye kadar tüketilebiliyor. Bir fincan çay için 1-1,5 çay kaşığı yeşil çay yetecektir.

2- Zencefil Çayı:

Söz konusu olan sonbahar ve kış ayları olduğunda mutfağıma eklediğim ve vazgeçilmez olan bitki çaylarımdan biridir zencefil. Soğuk algınlığı durumunda da müthiş bir doğal ilaçtır. Özellikle de akıntı gibi sebepler mide bulantısı yaşıyorsanız yine müthiştir. Sadece bunda da değil. Yolculuklarda mideniz bulanıyorsa yola çıkmadan önce bir fincan zencefil çayı içmeniz yararlı olacaktır. C vitamini zengini olması ve sahip olduğu antioksidanlar sayesinde bağışıklık sisteminizin güçlenmesine de yardımcı olur.

3- Adaçayı ve Ihlamur:

Adaçayı ve ıhlamur ikilisi olmadan geçecek bir kış düşünemiyorum ben. Her ikisinin de tadından pek haz etmesem de olmazsa olmazlardan ikiside. Adaçayı, vücuttan zararlı toksinlerin atılması, bronşit belirtilerini hafifletmesi, boğaz ağrısını alma gibi muhteşem etkilere sahiptir. Özellikle hastalık zamanı öksürüğünüz varsa yapacağınız adaçayı içine koyacağınız bal, tarçın ve limon ile birlikte yumuşayacaktır. Adaçayını tıpkı yeşil çay gibi demleyebilirsiniz. Suyun içerisinde fazla bekletmeyin acı bir tadı olabilir.

4- Kuşburnu Çayı:

İşte kış ayları geldiğinde akla gelen çaylardan bir diğeri de kuşburnu çayıdır. İçindeki C vitamini sayesinde nezle, grip gibi hastalıklardan korunmak ve bağışıklık sisteminizin güçlenmesi için mükemmeldir. Doğal bir antioksidan olmasının yanında idrar yolu hastalıklarına karşı koruyucu bir özelliği vardır. Soğuk algınlığı tedavisi için de sık sık tercih edilir. Ayrıca kadınların oldukça önem verdikleri ciltlerine de parlaklık ve sağlıklı bir görünüm kazandırır.

5- Hibiskus Çayı:

Bu çayla yeni tanıştığımı belirtmeliyim. Genellikle zencefil ile birlikte kullanılıyor. Zencefil gibi zengin C vitamini içeriğine sahiptir ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Ayrıca iyi bir antioksidandır.

6- Nane Çayı:

Sanıyorum nanenin kullanılmadığı hemen hiçbir yer yok. Bizi bu konu itibariyle ilgilendiren yönü zengin C vitamini içeriği ve antioksidan özellikleri sebebiyle bağışıklığ güçlendirmeye olan katkıları. Hasta olmadan önce tüketerek sizi hasta edebilecek unsurların ortadan kaldırılmasını sağlayabilirsiniz. Hasta olduğunuz zaman da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. Özellikle soğuk algınlığı ve öksürüğe iiy gelmektedir.

7- Ginseng Çayı:

Öncelikle farklı ginseng bulunduğunu belirtmeliyim. Biz konumuza olan faydasından dolayı Asya ginsengi üzerinde duracağız. Çünkü Asya ginsengi bağışıklık sistemini güçlendirip, vücudun direncini arttırmaktadır.

Daha Fazla Oku
Sema BüyükKış Aylarında Bu Bitki Çayları ile Hastalıklardan Korunun
Daha-Uzun-Yaşam-İçin-12-Sağlıklı-Beslenme-Önerisi.jpg

Daha Uzun Yaşam İçin 12 Sağlıklı Beslenme Önerisi

Sağlıklı besinler tüketerek ömrü uzatmak mümkün. Sadece bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmayan sağlıklı besinler, vücut yağını ve kolesterolü azaltma, hastalıklarla savaşma gibi bir çok etkisi sayesinde daha uzun bir ömür yaşamanızı sağlıyor. Peki daha uzun yaşamak için hangi sağlıklı besinleri tüketmelisiniz. İşte ömrünüze ömür katacak, Daha Uzun Yaşam İçin 12 Sağlıklı Beslenme Önerisi…

1 – Balık

Balıkların faydaları saymakla bitmiyor. Ama bazı balık çeşitleri özellikle kalp krizi ve kolesterolde çok etkili. Aynı zamanda balık yiyerek depresyonu da önleyebilirsiniz. Alabalık, somon ve uskumru bu faydalı balıkların başında sayabileceklerimiz. Çünkü bu saydığımız balıkların içerisinde bol miktarda omega-3 yağ asitleri bulunuyor.

2 – Domates

Likopen içeren domates, serbest radikallerle savaşmakta birebirdir. Hem hayati organlara hem de cilde ciddi zararlar veren serbest radikallerle mücadelede etkili olan Likopen, bağışıklık sistemini güçlendirmeye de yardımcıdır.

3 – Brokoli

Aslında brokoli sevilmese de çok lezzetli bir sebzedir. Annelerinizin ısrarını göz ardı etmeyin. Sağlıklı yiyeceklerin başını çeken brokoliyi bol bol tüketmeye özen gösterin. Uzmanlar da yeşil sebzeler arasında en iyi seçimin brokoli olduğu konusunda oldukça ısrarlı. İçerisinde yüksek miktarda C vitamini, kalsiyum ve lif bulunan brokoli, hastalıklarla savaşır, kemik erimesini önler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve kalp krizi riskini azaltır.

4 – Sarımsak

Harika bir yardımcı ek gıda olan sarımsak, güçlü bir anti-virüs etkisi gösterir. Enfeksiyonlara yakalanma riski,  soğuk algınlığı sarımsak sayesinde sizi etkilemez. Doğal antioksidan özelliği taşıyan sarımsak, kapsül halinde de satılmaktadır. Ancak taze sarımsak daha besleyicidir. Biraz kurumuş sarımsakla en sevdiğiniz yemeği lezzetlendirebilirsiniz. Bu sayede  sağlıklı bir öğün geçirmiş olursunuz.

5 – Yulaf

Çözünmeyen lifler bakımından oldukça zengin olan yulaf, kolon kanseri riskine karşı vücudunuzu korur. Yulaf gibi yüksek lif içeren besinler sayesinde daha uzun tok kalabilirsiniz. Bu sayede diyetinizi de destekleyebilirsiniz.

6 – Yeşil çay

Metabolizmayı canlandıran yeşilçay, vücut hücrelerinin oksidasyonunu engellemeye yardımcı olması ile de bilinir. Özellikle zayıflamak isteyenler için yeşilçay harika bir seçim olacaktır. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği de düşünülen yeşilçay, Antioksidan, A, C ve E vitaminleri bakımından zengindir. Kahve yerine gün içerisinde yeşilçay tercih etmek sizi sağlıklı tutacaktır.

7 – Yoğurt

Yararlı bakteriler içeren yoğurt, bağırsakları korumaya ve işleyişlerini düzenlemeye yardımcı olur. Hem kadın hem de erkekler için önemli bir besin olan yoğurt, erkeklerde ve kadınlarda maya mantarlarının aşırı büyümesini önler. Doğa bir iştah bastırıcı olan yoğurdu diyet listenize de ekleyebilirsiniz.

8 – Fındık

Bir çok insan fındık yemekten korkar. Bu korkunun altında kilo kaygısı yatar. Çünkü fındık yüksek yağ içerir. Ancak korkmanıza gerek yok. Fındığın içerisinde bulunan yağlar, sağlıklı yağlardır. Belli başlı kanser türlerini önlemede başta Brezilya fındığı olmak üzere bir çok fındık türlerini tüketebilirsiniz.

9 – Fasulye

Folat bakımından oldukça zengin olan fasulye kadınlar için çok önemli bir besindir. Bebeklerde doğum kusurlarını önlemek için kadınların mutlaka yeterli miktarda folat alması gerekir. Lif bakımından zengin olan fasulye, aynı zamanda kolesterol içermeyen protein kaynağıdır.

10 – Ispanak

A ve C vitaminleri, folik asit ve magnezyumun deposu ıspanak, kalp krizi geçirme olasılığını en aza indirir, kansere karşı koruyucudur.

11 – Mantar

Mantar türlerinin bir çoğunda bağışıklık sistemini güçlendirici maddeler bulunur. Hastalıklara karşı bir doğal tedavi yöntemidir. Ayrıca mantar türlerinin bazılarının kanseri önlediği de iddia edilir. Mantar diyet yapanlar için de iyi bir besindir.

12 – Muz

Sporcular için mükemmel bir besin kaynağı olan muz, potasyum ve magnezyum bakımından oldukça zengindir. Kas krampları riskinin azalmasına yardımcı olan muz, ideal hidrasyonun sağlanmasına da destek olur.

 

Daha Fazla Oku
Sema BüyükDaha Uzun Yaşam İçin 12 Sağlıklı Beslenme Önerisi